top of page
Yakın Çekim Mantarlar

Dünya İnsan İçin mi Dizayn Edildi?

  • 25 Eyl 2020
  • 3 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 30 Nis

Dünya, insanı var etmek üzere mi dizayn edildi? Yoksa insan, dünyanın koşulları bir süreliğine onun var olmasına uygun hale geldiği için mi var olabildi?



Emin olduğumuz bir şey var: Biz var olduk ve insanlık olarak neden var olduğumuza dair fikir birliğine erişebilmiş değiliz. Bunun en büyük kanıtı; neden var olduğumuza dair cevap ararken hangi kültürde, hangi coğrafyada ya da hangi ailede büyüdüğümüze göre cevabımızın farklılık göstermesidir.

Kimine göre her şeyin bir sebebi var, kimine göreyse bir sebep olmak zorunda değil. Kimine göre hepsi bir tasarım, kimine göre bir tesadüf...


 Hangi perspektiften bakarsak onu haklı çıkarabiliriz. Çünkü bu sorulara verilen cevaplar kendi anlam arayışımızın sonuçlarıdır. Her birey bu sonuçları şekillendiren sayısız sebeple eşsiz bir zihinsel birikime sahiptir. Bireysel deneyimler, değerler, algılar ve duygusal yapılar sayesinde hayatta anlamlı bulduğumuz şeyler birbirinden farklılaşır.


 İnsan, varoluşunun nedenine dair sorular sormaya başladığı andan itibaren anlam arayışına yönelmiştir. Bu arayış aynı zamanda psikolojik bir ihtiyaçtır. Varlığımızı anlamlandırmak, bizi sadece zihinsel olarak rahatlatmakla kalmaz; aynı zamanda dünyayla olan ilişkimize de yön verir. Çünkü bir varlık, neden burada olduğunu kavradıkça, burada nasıl olması gerektiğini de sorgular.


 İşte bu noktada doğayla olan ilişkimiz belirleyici hale gelir. İnsan, doğayı fethedilecek ve tüketilecek bir hizmet olarak mı, yoksa birlikte var olunacak bir denge olarak mı görmeli? Dünya bizim için mi tasarlandı?


  • İlk bakışta dünya insana oldukça uygunmuş gibi görünebilir. Oysa gerçeklik bundan daha serttir. Yeryüzünün büyük bir bölümü insan yaşamına elverişli değildir ve hayatta kalabilmek, doğanın zorlu koşullarına karşı sürekli bir uyum çabasını gerektirir. İnsan, varlığını sürdürebilmek için doğayı kontrol etmekten çok, onun koşullarına uyum sağlamak ve kendisini koruyacak sistemler geliştirmek zorundadır. Aksi halde doğa, insanı yok edebilecek bir güce sahiptir. Bu durum, doğanın bize göre şekillenmediğini; aksine bizim ona uyum sağlamak zorunda olduğumuzu gösterir.


  • Bununla birlikte, insanın varlığı doğanın varlığı için bir zorunluluk değildir. Her gün sayısız insan yaşamını yitirirken dünya varlığını sürdürmeye devam eder. Hatta tüm insanlık ortadan kalksa bile doğa var olmaya devam edecektir. Nitekim insan ortaya çıkmadan çok önce de dünya vardı. Bu gerçek, doğanın insan merkezli bir amaçla var olmadığını düşündürür.


  • Doğa açısından bakıldığında “mükemmellik” diye bir kavramdan söz etmek de zordur. Doğa, kusursuz olanı değil, uyum sağlayabileni sürdürür. Değişen çevresel koşullar içinde bazı özellikler avantajlı hale gelirken, bazıları dezavantajlı olabilir. Bu da yaşamın belirli bir amaca göre değil, koşullara göre şekillendiğini gösterir.


  • Öte yandan, insanın “Neden buradayız?” sorusunu sorabilmesi bile belirli bir koşula bağlıdır. Eğer evrenin koşulları farklı olsaydı, bu soruyu sorabilecek bir bilinç de var olmayacaktı. Yani bu sorunun kendisi, zaten var olmamıza izin veren bir gerçekliğin içinden doğar. Bu durum, dünyanın bizim için özel olarak tasarlandığını kanıtlamaktan çok, bizim bu koşullara uygun olduğumuzu gösterir.


İnsanın sonsuz, mutlak ve her şeyin sebebi gibi yaşamasının önünde birçok engel vardır.

Sağlıklı bir zihniyet, dünyayı kontrol etmektense onun işleyişini anlamaya ve ona uyumlanmaya çalışır. Anlamı kesin cevaplarda değil, sürecin kendisinde arar. Belki dünya insan için tasarlanmadı; fakat insan, kendisini dünyaya ait hissedebildiği ölçüde huzurludur.


Belki de asıl mesele şudur: Dünya bizim için var olmadıysa ama biz onunla birlikte var olabiliyorsak; anlam tasarımda değil, zihnimizde bir yerde gizlidir. Çünkü anlam, ister tesadüf ister tasarım içinde "bilinçli bir varlık olmayı" sürdürebildiğimizde de ortaya çıkar. Bu da bize kendi varoluş anlamımızı bulmamız için zihnimizin sunduğu bir fırsattır...


Evren soğuk, kayıtsız ve tarafsızdır. Bu gerçeklik karşısında insan, ihtiyaçlarına özgü anlamlar üreterek hayata tutunur. Çünkü doğa bir amaç sunmaz. Bu boşluk, hayatta kalabilmemiz için bilincimiz tarafından doldurulmalıdır. Bağ kurarak, deneyimleyerek, düşünerek... Bu yüzden, herkesin anlam arayışı biricik ve kendine özgüdür. Çünkü herkesin yolu, çabası ve yarası farklıdır...

Yakın Çekim Mantarlar

Bize Ulaşın

  • Whatsapp
  • Black Instagram Icon

Gönderdiğiniz için teşekkür ederiz!

bottom of page