BEYER PSİKOLOJİ

Duygu Düzenleme ve Duygu Bastırma Arasındaki Fark
Duyguların Görülmesi
Bastırılan duygular genelde “kaybolmaz”; sadece bilinçli farkındalığın dışına itilir. Zihin kısa vadede işlevselliği korumak için bunu bir savunma olarak kullanabilir. Özellikle çocuklukta “ağlama”, “abartıyorsun”, “öfke kötü bir şeydir” gibi mesajlar alan kişiler bazı duygularını yaşamayı tehlikeli öğrenebilir. Ama duygu bastırılsa bile beynin ve bedenin o deneyime verdiği fizyolojik tepki tamamen silinmez.
Bu yüzden bastırılan duygular farklı biçimlerde geri dönebilir. Örneğin kişi öfkeli olduğunu düşünmez ama sürekli gergin hisseder, çabuk yorulur ya da pasif-agresif davranır. Üzüntü bastırıldığında boşluk hissi, motivasyon kaybı veya anlamsızlık olarak ortaya çıkabilir. Kaygı bastırıldığında ise beden devreye girebilir; mide sorunları, kas sıkışması, nefes daralması ya da sürekli tetikte olma hali görülebilir. Bazen de kişi kendi duygusunu tanımakta zorlanır ama başkalarının davranışlarına aşırı tepki vermeye başlar. Çünkü bastırılan içerik dolaylı yollardan ifade arar.
Psikodinamik yaklaşımlar bunu “geri dönüş” olarak yorumlarken, modern nöropsikolojik bakış da duygusal işlemlemenin sadece bilinçli düşünceden ibaret olmadığını söyler. Özellikle tehdit ve duygu işleme süreçlerinde rol alan limbik sistem, yaşanan deneyimleri bedensel ve duygusal izler halinde saklayabilir. Yani kişi “etkilenmedim” dese bile sinir sistemi bazen hâlâ etkilenmiş gibi tepki verebilir.
İlginç olan şu: Bastırılan duygular çoğu zaman ilk halleriyle dönmez. Maske değiştirerek dönerler. Öfke kontrolcülüğe, kırgınlık soğukluğa, korku aşırı mükemmeliyetçiliğe dönüşebilir. Bu yüzden terapide amaç duyguyu büyütmek değil, onu tanınabilir ve taşınabilir hale getirmektir.